MILLI RE 30 MART 2026

Türkiye ekonomisi 2025 yılında enflasyonist baskılara rağmen ılımlı bir büyüme performansı sergiledi ve ekonomimiz 2025 yılında %3,6 oranında büyüdü. IMF, 2026 yılı Ocak ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, 2025 yılında %3,3 büyüyen küresel ekonominin, 2026 ve 2027 yıllarında sırasıyla %3,3 ve %3,2 oranında büyüyeceğini öngördü. Bu oran, 2000- 2019 dönemi ortalaması olan %3,7’nin hala altında seyrediyor. Raporda, 2025 yılında gelişmiş ekonomilerde %1,7, gelişmekte olan ekonomilerde %4,4 büyüme kaydedildiği tahmin edilirken, 2026 ve 2027 yıllarında da gelişmiş ekonomilerin sırasıyla %1,8 ve %1,7, gelişmekte olan ekonomilerin ise %4’ün biraz üzerinde büyüyeceği öngörülüyor. IMF tarafından, önümüzdeki dönem için ticaret gerilimlerinin yeniden tırmanmasının belirsizliği artırarak ekonomik aktiviteyi baskılayabileceği değerlendirilirken, iç siyasi gerilimler, jeopolitik krizler, yüksek bütçe açıkları ve artan kamu borcunun uzun vadeli faizler üzerinde oluşturduğu baskı, diğer önemli risk başlıkları olarak görülüyor. Buna ek olarak İran merkezli olarak yaşanan son gelişmelerin de etkisiyle artan jeopolitik gerilimler ve bölgesel riskler, küresel ekonomik görünüm açısından belirsizlik yaratan unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye ekonomisi büyüme patikasından ayrılmıyor Türkiye ekonomisi 2025 yılında enflasyonist baskılara rağmen ılımlı bir büyüme performansı sergiledi ve ekonomimiz 2025 yılında %3,6 oranında büyüdü. Yıl genelinde tüketim ve yatırımlar büyümeyi destekleyen ana unsurlar olarak öne çıktı. Üretim bağlamında sanayi, inşaat ve hizmet sektörleri büyümeyi desteklerken tarım sektöründe ise daralma gözlendi. Enflasyon cephesine baktığımızda, dezenflasyon sürecinin 2025 yılı boyunca devam ettiği görüldü. 2024 ortasında zirve yapan fiyat artışlarının ardından yıllık TÜFE, 2025 yıl sonunda %30,9 seviyesine gerileyerek belirgin bir iyileşme kaydetti. Para politikasında sıkı duruş korunurken enflasyondaki düşüşe bağlı olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), faizlerde kademeli ayarlamalar yaptı ve yıl sonu itibarıyla politika faizi %38’e geriledi. Bütçe performansını mali disiplini sağlama çabaları şekillendirirken, 2024 yılında 2,1 trilyon TL düzeyinde gerçekleşen merkezi yönetim bütçe açığı, artan vergi gelirlerinin yanı sıra faiz dışı harcamalardaki artışın sınırlı kalmasının etkisiyle 2025 yılında 1,8 trilyon TL seviyesine geriledi. Rezervlerde güçlenmenin devam ettiği 2025 yılında, cari açığın sürdürülebilir seviyelerdeki seyri ve ülke risk priminin iyileşmesi, dış finansman ihtiyacını azaltırken dış finansman maliyetini de azaltmayı sürdürdü. Ancak, bu gelişmeleri destekleyen altın ve enerji hariç cari fazlanın yıl bazında %19,5 düşüşle 42,1 milyar ABD dolarına gerilemesi, önümüzdeki dönem için görünümü görece olumsuzlaştırdı. Diğer yandan, 2026 yılının başlarında İran’a yapılan saldırılarla Orta Doğu’daki kaosun artmasının, altın talebinde ve enerji fiyatlarında yukarı yönlü hareketliliği güçlü biçimde yükseltme beklentisi, cari açık üzerinde önemli baskı yaratacaktır. GENEL BİLGİLER YÖNETİM ORGANI ÜYELERİ İLE ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERE SAĞLANAN MALİ HAKLAR RİSKLER VE YÖNETİM ORGANININ DEĞERLENDİRİLMESİ ŞİRKET FAALİYETLERİ VE FAALİYETLERE İLİŞKİN ÖNEMLİ GELİŞMELER ŞİRKETİN ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI FİNANSAL DURUM FİNANSAL BİLGİLER 13

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NjU0