MILLI RE 30 MART 2026

2025 yılı Türkiye için sıkı finansal koşullar altında büyüme ile istikrar arasındaki dengeyi koruma çabasını sürdürmekle geçti. risk profilleri üzerindeki yapısal etkisi sürdü. Sigortalı hasarların 129 milyar ABD dolarla sınırlı kalması teminat açığını ortaya koyarak uzun vadeli yol haritası açısından kritik bir veri teşkil etti. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik küresel çabaların ivme kaybetmesi ve sürdürülebilirlik alanındaki gecikmelerin, ekonomik riskler ve sigortacılık riskleri üzerindeki yukarı yönlü baskısı nedeniyle, yakından izlenmesi gerekiyor. İklim risklerinin kurumsal stratejilere entegrasyonu da önemini koruyor. Sektörümüz büyüme hikâyesini yazmaya devam ediyor 2025 yılı Türkiye için sıkı finansal koşullar altında büyüme ile istikrar arasındaki dengeyi koruma çabasını sürdürmekle geçti. Enflasyonun düşüş eğilimi ve kur hareketlerinin öngörülebilir seyri, yatırım gelirlerinin teknik kârlılığı desteklemeyi sürdürmesiyle birlikte sektör açısından daha sağlıklı bir zemin sunarken ekonomik aktivite ve istihdam, prim üretimi ve risk havuzu genişliği bakımından önemini korudu. Türkiye Sigorta Birliği tarafından açıklanan 2025 yıl sonu verilerine göre, 2025 yılında Türkiye sigortacılık sektörünün prim üretimi nominal %45,8, reel %11,4 artarak 1.223 milyar TL ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Hayat-Dışı branşlar sektör priminin %85,4’ünü oluştururken 1.044 milyar TL prim üretti; hayat branşı 178,9 milyar TL ile payını %11,9’dan %14,6’ya yükseltti. Hayat-Dışı tarafta Kara Araçları Sorumluluk sigortaları %29,7 pay ile liderliğini sürdürürken, en net pozitif ayrışma sağlık sigortalarında yaşandı: %20,3 pazar payı ile ikinci büyük branş hâline gelen sağlık, %18,5 reel büyüme ile talep kaynaklı genişlemenin en belirgin olduğu alan oldu. Yangın ve Doğal Afetler ile Kara Araçları/ Kasko Hayat-Dışı toplam üretiminden sırasıyla %15,9 ve %14,1 pay aldı. Türkiye’de doğal afet kaynaklı hasarlar 2025 yılında tarım sigortaları dışında sektör ve ekonomi üzerinde yük oluşturacak büyüklüğe ulaşmadı. 2023 ve 2024 yılları arasında piyasa koşullarının sertleşmesinin ardından artan rekabetin etkisiyle fiyatlarda aşağı yönlü eğilim gözlendi. 2026 yenilemelerine gelindiğinde ise kapasite talebi artarken reasürör iştahının bu artışın üzerinde gerçekleştiği görüldü. Olası Marmara Depremi riski, doğal afet ve iklim riskleri ile model belirsizlikleri sürse de hasar fazlası reasürans anlaşmaların öngörülerin üzerinde fiyat düşüşleriyle yenilendiği gözlemlendi. Millî Reasürans olarak kapasite sağladığımız şirketlerin rekabet gücünü koruma yaklaşımımız doğrultusunda, 2026 yenilemelerinde bölüşmeli trete portföylerinin konsantrasyon riskiyle karşılaşmaması ve düşük risk kategorisindeki kârlı işlerin portföylerde yer alması için gerekli düzenlemeleri uygulamaya aldık. Türkiye’de şirketlerin büyük bölümü 2026 yılında da portföylerini bölüşmeli esaslı buke anlaşmalarla korumayı sürdürdü. Yenilemelerde bölüşmeliden bölüşmesize belirgin bir geçiş yaşanmazken, hasar fazlası anlaşmalarla portföyünü teminat altına alan sınırlı sayıda şirketin 2026 yılında bölüşmeli anlaşmalarla korunmaya başladığı görüldü. Uzun yıllar sonra bölüşmeli anlaşmalar %30’a varan plasman fazlası oranları ile yenilendi. Yeni ve itibarlı reasürörlerin bölüşmeli anlaşmalara ilgi göstermesi ve plasmanlarda yer GENEL BİLGİLER YÖNETİM ORGANI ÜYELERİ İLE ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERE SAĞLANAN MALİ HAKLAR RİSKLER VE YÖNETİM ORGANININ DEĞERLENDİRİLMESİ ŞİRKET FAALİYETLERİ VE FAALİYETLERE İLİŞKİN ÖNEMLİ GELİŞMELER ŞİRKETİN ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI FİNANSAL DURUM FİNANSAL BİLGİLER 17

RkJQdWJsaXNoZXIy MTc5NjU0